- Yayınlanma tarihi:
İmha Emri: Bir Kitabı Ölümsüzleştiren Sansürün Hikayesi

Tarihin rahat bir versiyonu vardır; kolayca kabul edilen, resmi mühürlü olanı. Misha Glenny ve Kevin Poulsen gibi usta kalemlerin "Kingpin" benzeri kült kitaplarda anlattığı DarkMarket efsanesi de bu versiyonlardan biridir: FBI'ın kahraman ajanı "Master Splyntr", gizemli Türk yönetici "ChaO"yu alt eder ve imparatorluk çöker. Bu, devletlerin duymaktan hoşlandığı, temiz bir anlatıdır.
Bir de rahatsız edici olan gerçek vardır.
O gerçeğin mimari planı, 2021'de Ümraniye'deki bir hücreden, 114 sayfalık bir taslak halinde dışarı sızmaya başladı. Anneme yolladığım o metinler, basit bir mektup değildi. Onlar, o rahat versiyonu temelden sarsacak olan bir kitabın, **"Chao: Kod, Komplo ve Kefaret"**in, damıtılmış ilk özüydü. O sayfalarda sadece FBI ile oynanan satranç yoktu; ulusal komplolar, ihanetler, yeraltı cumhuriyetleri ve o cumhuriyetlerin unutturulan kurbanlarının zehirli mürekkebi de vardı.
Bürokrasinin Üç Aşamalı Tadımı
Bir anlatının tehlikesi, ilk önce onu okumakla görevli olanlar tarafından keşfedilir.
1. Perde: Komisyon
Hikayenin ilk tadımcıları, başında Cezaevi Savcısı'nın bulunduğu Mektup Okuma Komisyonu oldu. Anlatının lezzeti, damak tatlarına fazla sert geldi. Tehlikeliydi.
2. Perde: Hâkimlik
Dosya, İstanbul Anadolu 1. İnfaz Hâkimliği'ne ulaştığında, karşıma çıkan şey basit bir ret kararı değildi; sayfalarca uzayan, hukuki bir labirentin içine gizlenmiş bir manifestoydu. 30/07/2021 tarihli ve 2021/12129 sayılı kararla adeta bir destan yazılmıştı.
Bu destana göre, benim 114 sayfalık hafızam, sadece "asayişi" bozmuyordu. Çok daha fazlasıydı. O metinde, anılarım "demokratik toplum düzenini" tehdit ediyor, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ruhuna aykırı hareket ediyor ve "Türkiye Cumhuriyeti Adli ve İdari yetkililere, kurullara ve kurumlara yönelik tehdit içerikli beyanlar" barındırıyordu.
Harry'nin ölümü ya da Hacı'nın varlığı, bu hukuki destanın içinde sadece birer dipnottu. Asıl mesele, bu anıların nasıl yorumlandığıydı. Yıkılmış bir cezaevinde yıllar önce ölen bir adamın hikayesi, anlaşılan o ki ulusal güvenlik meselesiydi. Geçmişe dair bir tanıklık, geleceğe yönelik bir tehdit olarak damgalanıyordu. Bu, okyanusu anlatmaya çalışan bir metni, içindeki iki damla sudan dolayı "zehirli" ilan etmekten öte, okyanusun varlığının kendisini sorgulamaktı.
3. Perde: Ağır Ceza
Bu hukuki manifestoya itiraz ettim. Dosya, son kale olan Ağır Ceza Mahkemesi'ne gitti. Oradan gelen yanıt ise bürokrasinin en saf, en alaycı haliydi; tek paragraflık, kopyala-yapıştır bir başyapıt:
"...yapılan detaylı incelemede; infaz hakimliğinin kararında usul ve yasaya aykırı bir şey bulunmadığından onanmasına..."
Sayfalarca yazılan o destanı "detaylı" incelemeleri, muhtemelen bir dakikadan az sürmüştü. Bir hikayenin kaderi, işte bu kadar "detaylı" bir şekilde mühürlendi.
Sistemin Paradoksu: "Yaz, Ama Gönderme"
Tüm bu sürecin sonunda ortaya çıkan mantık, bir paradoksun ta kendisiydi. Kararın zımni mesajı şuydu: "Yazdıkların bir suç teşkil etmiyor; etseydi sana başka bir dava açardık. Ancak bizim görüşümüze göre tehlikeli. Bu yüzden yazma özgürlüğüne değil, yazdıklarını bu duvarların dışına gönderme özgürlüğüne el koyuyoruz. Çıkınca istersen kitap yap, o artık bizim sorunumuz olmaz."
Söz, bir fısıltıdır; kaybolur. Yazı ise bir senettir; inkâr edilemez. Onların imha etmek istediği şey yaşanmışlıklar değil, o yaşanmışlıkların kontrol dışına çıkıp silinmez bir kanıta dönüşme potansiyeliydi.
Bir Onay Mekanizması Olarak Sansür
Karar infaz edildi. 114 sayfa imha edildi. Bir kitabın iskeletine el konuldu.
Ama bu bir yenilgi değildi. Bu, en büyük onayın ta kendisiydi. Bir düşünceyi yasaklamak, ona duyulan korkunun en net itirafıdır. O imha kararı, yazılmakta olan hikayenin ne kadar tehlikeli ve ne kadar gerekli olduğunun resmi bir teyidi oldu. Bir şeyi yok etmeye yönelik bu kadar şiddetli bir arzu, yalnızca o şeyin muazzam bir güce sahip olduğunu kanıtlar.
O hücrede, hikayeyi yeniden inşa etmeye başladım. Bu kez daha keskin, daha bütüncül ve o "detaylı inceleme"nin alaycılığıyla daha da bilenmiş bir şekilde.
114 sayfalık taslak → 336 sayfalık, mühürlenemez bir anlatıya dönüştü.
Bugün: İtiraz Edilemeyen Anlatı
Bugün rafta duran "Chao: Kod, Komplo ve Kefaret", o üç aşamalı imha sürecinin doğurduğu çocuktur.
İçinde, sistemin sakıncalı bulduğu her şey var:
- "Kingpin" ve "DarkMarket" in anlattığı resmi tarihin arka planı ✓
- FBI ile oynanan satrancın kaydedilmemiş hamleleri ✓
- Ulusal komploların, ihanetlerin ve reddedilen kirli tekliflerin iç yüzü ✓
- Ve bir mahkemenin var olmasından korktuğu bir kitabın tamamı ✓
Bu bir kitaptan daha fazlası. Bu, iskeletine el konulan bir anlatının, yaratıcısı tarafından daha güçlü, daha eksiz ve ölümsüz bir şekilde yeniden inşa edilmesinin hikayesidir.
Sistemlerin dilini kodları sökerek öğrendim. Hayatı ise, hayatımı silmeye çalışanlara karşı yazarak. 114 sayfa yok edildi, ama 336 sayfalık bir gerçek doğdu. Çünkü bir hikayeyi imha etmeye çalışmak, onu sadece ölümsüzleştirir.
Not: O kararlarda imzası olanlara... Minnettarım. Sizin o "tehlikeli" damganız olmasaydı, bu hikaye belki de hiçbir zaman bu kadar eksiksiz ve bu kadar kırılmaz olmayacaktı.





Paylaş: